Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
M.Ali Birand
Yazar Mesaj
CodeX
Webmaster & Grafiker
*******


Mesajlar: 132
Grup: Kurucu
Katılım: Jan 2008
Statü: Çevrimdışı
Karma Puanı: 3
Mesaj: #1
M.Ali Birand

“ AB konusunda da doğruları söylüyorum” (M. Ali Birand)

Cumhurbaşkanı Gül, Mısır gezisinin dönüş yolunda beni şaşırttı. Avrupa Birliği konusunu ön plana çıkardı ve 2008’in Avrupa yılı olacağını açıkladı. 2007’de iç nedenlerle AB reformlarına yeterince zaman ayrılamadığını, ancak artık bu gerekçenin kalmadığını söyledikten sonra da ekledi :” Hükümet istekli, ben de bunun takipçisi olacağım.” Gül çok açık konuştu. İnşallah Başbakan ve Dışişleri Bakanı, Cumhurbaşkanının dediklerini duyar.

Cumhurbaşkanı Gül, Mısır gezisinin sonunda Türkiye’ye dönerken hepimizi şaşırttı. Hiç böylesine kesin bir tutum beklemiyordum. Hatırlayacaksınız, birkaç gün önce, “Gül doğruları söyleyecekse, Başbakanı ve Dışişleri Bakanını karşısına alsın ve AB projesini unuttuklarını söylesin. Kendi bıraktığı mirasa sahip çıksın” demiştim. Dönüş yolunda Gül gözlerimin içine bakıp “Ben doğruları söylüyorum, 2008 Avrupa yılı olacak” dedi.



Şaşırmamızın nedeni de bu. Zira şimdiye kadar ilk defa böylesine net bir tutumla karşılaşıyorduk.



“2007 yılında çok iç sorunlarla karşı karşıya kalındığını ve tüm enerjimizin de bundan dolayı içeriye yönlendirildiğini ve AB projesinin ister istemez ihmal edildiğini” anlattı.



“ 2007 AB ilişkilerinde kaybedilmiş yıl” olduğuna işaret etti.



Başbakan ile Dışişleri Bakanının da kendisi gibi düşündüğünü ve hükümet çalışmalarında önemli ilerlemeler yapıldığını söyleyince, dayanamadım: “ Sayın Cumhurbaşkanı, eğer durum gerçekten böyleyse, o zaman hükümet öylesine gizli, öylesine kimseye hissetirmeden hareket ediyor ki, bu yapılanlardan hiçbirimizin haberi yok.” demek zorunda kaldım.



Her zamanki hoşgörülü gülücüğüyle, yine de Başbakanı ve Baş Müzakereciyi savundu. Bu savunma pek inandırıcı olmasa dahi, Cumhurbaşkanının ağzından çıktığından dolayı, boynumuz bükük dinledik.



Ancak, sorular arttıkça, Gül’ün tutumu daha da kesinleşti.



“Artık 2007‘deki mazeretler yok. Bundan dolayı, 2008’in AB yılı olacağını söylüyorum”diye devam etti. Yakında AB başkentlerine gideceğini, bu ziyaret listesinin hazırlandığını vurguladı.



Peki, kendi dışişleri bakanlığı döneminde hazırlanan ve bugüne kadar hala çıkarılamayan 9 uncu uyum paketi çıkacak mıydı ?

EVET dedi ve ekledi:



“...Kaçan fırsatların maliyeti sonradan çok büyüyor. Bundan dolayı -AB’ye tam üyelik- fırsatını kaçırmamamız gerekir. Hükümet bu konuda çok istekli, ben de bunun takipçisi olacağım.”



Cumhurbaşkanı, Sarkozy ile Merkel’in engelleme çabalarının bir mazeret oluşturmaması gerektiğine de değindi. “Bırakın onlar ne derlerse desinler. Biz yolumuza devam edelim. Gereken reformları çıkaralım.” diye eski tutumunu tekrarladı.



Gül’ün yaklaşımı beklenenin aksine açıktı.



Bakalım Başbakan ile Dışişleri Bakanı da aynı görüşteler mi ?



* * *



AB ÜYELİĞİ, MÜSLÜMAN DÜNYA İÇİN ÖNEMLİ



Arap dünyasının kalbi Kahire’de atar. Zaten bundan dolayı, Mısır kendini Araplar’ın lideri olarak görür. Belki tek lideri değildir, ancak Arap politikalarında önemli bir ağrılığı vardır. Kahire’ye kulak kabarttığınız zaman, Arap başkentlerinin nabzını da tutabilirsiniz.



Burada benim en çok karşılaştığım sorular arasında “Avrupa Birliği’ne tam üyelik isteğiniz azalıyor mu?” veya “Avrupa size kapılarını kapatıyor mu?” soruları var.



“Neden bu kadar merak ediyorsunuz?” diye sordum.



Hayret ettiler.



“Türkiye’nin tam üyeliği bizim için son derece önemli. Bir Hristiyan kulübünün bir Müslüman ülkeye kapılarını açıp açmaması, uzun vadeli ilişkileri etkileyecek.”



Bu defa ben hayret ettim.



Biliyordum da, bu kadar ciddiye aldıklarının farkında değildim. Daha doğrusu, Türk kamuoyundaki heyecan öylesine azaldı ki, Müslüman dünyasının da “Türkiye-AB projesini çoktan unuttuğu izlenimine kapılmıştım.”



Aslında Mısır, Türkiye’nin özellikle Filistin sorununda pek ön plana çıkmasını, etkinliğini arttırmasını sevmez. Liderlik koltuğunu başka biriyle paylaşmaktan hoşlanmaz. Ancak, dış görünüş farklıdır.



Nitekim bu defa da, bol bol kucaklaştık. Birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi anlattık.



Cumhurbaşkanı Gül açısından, bu gezi çok rahattı.



Mübarek ile oluşturduğu özel ilişkiden yararlandı.Ayrıca önemli de bir avantajı vardı: Washington’dan geliyordu.. Amerikalılar’ın ne düşündüklerini biliyordu.

Özetlemek gerekirse, Gül’ün her sözü Mısır’da büyük bir merakla izlendi..



Gündemin bir de, bizleri çok yakından ilgilendiren bölümü vardı: Kuzey Irak-Irak-PKK.



Mısır Devlet Başkanı Mübarek, Gül’ü özellikle bu konularda dinledi. Mısırlı yetkililer çok açıkça söylediler:



“Kardeş Türkiye’nin, kardeş Cumhurbaşkanı son derece zamanlı bir ziyaret yapıyor. Ondan çok öğreneceklerimiz var.”



Kim kimden ne öğrenir bilemem, ancak sorunsuz ve kavgasız bir dış gezi izlemek hem sıkıcı, hem de eğlenceli.



Gazeteci kadrosu da güçlüydü. 27 yazar ve muhabir vardı. Onlarda da bir tatil havası hakimdi. Kimse kimseyi atlatmaya çalışmadı.


En son düzenleme: 01-18-2008 02:10 PM CodeX.

01-18-2008 01:47 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği mesajları bul Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git: